Öğretmenim canım benim canım benim III

Öğretmenim canım benim canım benim III
Neredeyse bir hafta daha böyle geçiyor. Günboyu whatsapp ile yazışıyoruz. İki gün sonra bir akşamüstü Ayşe’yi bir kat sikip gönderiyorum. Yina kulaklarımı sağır edercesine bağırarak boşalıyor. Geçen sefer kıçının acısından uyuyamadığını filan anlatıyor. Gece yarısına kadar Selma ile yazışıyoruz gene, karımı hiç aldatıp aldatmadığımı soruyor. Yalanın bini bende. Sevmediğim bir kadın ile seksi paylaşmam goy goyu. Sen niye sürdürüyorsun ilişkini soruma sayfalarca cevaplar yazıyor. Ana fikri beni sonrasında kim alır, nasıl tekrar anam babam ile yaşarım, yani o da aslında benim gibi kafada evliliğini bitirmiş sonucunu çıkartmam zor olmuyor. Hemen atağa çıkıyorum. Bu gece yanımda senin olmanı isterdim mesajıma cevap vermeden iyi geceler diyor. Maillerini karıştırmaya devam ettiğimden yarın kredi kartının ödemesinin son günü ve üç aydır asgari ödeme ile borcu şişiyor sadece. Sabah ilk iş müdüre Ankara eğitimine gideceklere biner lira yatırmasını söylüyorum.

Ertesi gün de akşam dokuzda başlayan yazışmamız yine gece on ikiye kadar sürüyor. O teşekkür ediyor harcırah parası için, ben hiç girmiyorum konuya, benim ne ilgim olabilir ki. Onun mutlu gülen gözlerinin bana en büyük teşekkür olduğunu filan yazıyorum. Bu gece onu seyrederek uyumak istediğimi söylüyorum. Yanakları kızarmış bir emoji gönderiyor. Her yerini kızartacağım senin. Sikim Selma’yı düşünmekten dikilmiş. Salonda dar taytı ile kıçını devirmiş TV seyreden karımı koltukta bir kat sikiyorum. Yine orama bakım yaptırdım sıkma, burama bir şey sürdürdüm emme gibi itirazlarına rağmen, karnını kasa kasa orgazm olmasını bekleyerek sert sert giriyorum amına. Doğum kontrol hapları diyetine uygun olmadığından ben de bir kaza ile bir çocuk sahibi olmak istemediğimden prezervatifli sikimi, bir iki dakika daha amına batırıp boşalıyorum.

Whatsapp flörtü yeterli değil. Cuma ik**en sonra öğle yemeğine davet ediyorum. Bir iki saat sessizlik bir iki saat ırın kırın etme sonucu kabul ediyor. Şehir dışına doğru bir açık hava et lokantası. Sen beni alma annemin arabası ile gelirim diyor. Ben masaya oturduktan on dakika sonra eski püskü bir arabadan iniyor. Açık renk bir kot giymiş, üzerinde de uzun kollu siyah bir gömlek o da vücuduna oturuyor. İlk defa üstten bir düğmesi açık. Beyaz teni daha da parlıyor siyah gömlek altında. Saçlarına fön çektirmiş, güzel bir makyaj büyük gözlerini daha da ortaya çıkarmış. Öğle yemeği kalabalığı gitmiş olduğundan tedirginliği kayboluyor. Boş boş laflar ile yemeğimizi yiyoruz. Yemek yediğimiz yerin yüz metre ilerisinde gölet denemeyecek bir su birikintisi var. Oraya kadar yürüyelim ördekleri beslerim her geldiğimde diyerek ne kadar duyarlı bir adam olduğumu gösteriyorum.

Dikkatli yürü diyorum toprak yolda, sonra liseli ergenler gibi kaymasın diye tuttuğum elini bırakmıyorum. Yanımızda ekmek olmadığını gölete gelince fark ediyoruz, o buna gülerken kendime çekip dudağına değiyorum dudağımla. Küçük çekingen bir öpüş. Dönelim mi diyor. Ama elimi de bırakmıyor. Ben elini bırakıp beline sarılarak yürüyorum. Bir iki adım sonra o da sarılıyor. Lokantaya yaklaştığımızda burada ayrılalım diyorum düşünceli rolü takınarak. Bu sefer iki elini tutup dudaklarına yapışıyorum. Biraz çaba ile alt dudağını serbest bırakıyor. Gören olacak diye ayrılıyor benden hafif topuklu ayakkabılar ile seke seke panikle arabasına biniyor.

Sikim patlamak üzere Ayşe’yi arıyorum. Yarım saat sonra Ayşe kucağımda patronumun sikinde zıplıyorum diye bağırarak orgazm olurken, kremli işaret parmağım da götünü genişletiyor. Döllerimi yine bağırta bağırta götüne sokarak boşaltırken, gün hesabı yapıyordum. Ankara’ya gitmelerine yetmişiki saat kaldı, ben ertesi gün gitsem eder dört gün. Sikiş yok bu süre içinde, kuruyemiş ve afrodizyak diyetine girmeli.

Akşam kocamın yüzüne bakamadım geyikleri ile yine iki saat yazışıyoruz. Ben ise sadece bugün ne kadar güzel olduğundan, onsuzluğa dayanamadığımdan hala dudaklarının tadını hissettiğimden filan bahsediyorum. Karım giriyor içeri çat diye. Ayşe diye bir kız varmış bizim yeni okulda diyerek lafa dalıyor. İçimdeki paniği yansıtmadan bekliyor tepki vermiyorum, kafamda bin tane yalan planı. Selma ile yazışırken dikilmiş sikim indi aniden. Bizim Burak bugün okula gittiğinde görmüş çok beğenmiş, abim tanıştırsın diyor. Burak salak ötesi kayınbiraderim, okulun alım satım işlerine bakıyor sözde, aslında işe bulaşmasa daha karlı oluruz. İlk karısı dayanamadı bıraktı üç yıldır bekar. Bu durum benim için artı olabilir Ayşe uzun süreli sikilecek karı değil. Tamam diyorum yarın Burak’ın da katıldığı bir toplantı ayarlarım.

Seminerde iken ben durmadan Selma ile yazışıyorum, onsuz geçmeyen günler filan. Ankara’da bizi kimsenin tanımayacağı nasıl başbaşa kalacağımızı, onu seyrederek uyuma hayalimi nasıl gerçekleştirebileceğimi sayıyorum. Ben de günlerdir uyuyamıyorum diye cevap yazıyor. Şimdi yola çıksam akşam dokuz gibi seni alabilirim otelden diyorum, okuyor bir yarım saat cevap yazmıyor. Kimse görmesin ama cevabına korkma güzel bir teras barında otururuz kimseler olmaz hafta arasında. Teras barı olan beş yıldızlı bir otelde yerimi dünden ayırmıştım zaten.

Arabama otelin kapısından çıkar çıkmaz acele ile biniyor, eli elimi tutuyor. Diğer otelin asansörü ile terasa çıkarken dudaklarına yapışıyorum. Alt dudağı ne kadar dolgun. Rujunu yeni tazelemiş. Yine el ele masamızdayız. Yazlık dizlerini örten bir etek ve kısa kollu güzel bir bluz var üstünde. İlk defa içindeki sütyen belirgin. Göğüsleri bluzu geriyor. Ne kadar güzel bembeyaz tüm cildi, kestane uzun saçları uçuşuyor. İlk defa böyle bir yerde olmanın tedirginliği içinde. Buradaki en güzel kadın sensin, tüm erkekler benim yerimde olmak istiyor bugün gibi klişe replikler ile yürüyorum. Ankara’nın beton manzarasını beraber seyretmek için koltuğumu yanına çekiyorum, sarılarak oturuyoruz. Kafası boynumda omzunu okşamak bile sikimi sertleştirdi. Ben şarap o meyve kokteyli içiyor. Üşüdüm deyince içerdeki bara geçiyoruz. Klasik Ankara beş yıldızlı otel barı, bir yaşlı otel müşterisi bira içiyor. En kuytu masaya aynı kanepeye oturuyoruz. Bir Baileys söylüyorum ısınırsın diye. Hızla bitiriyor tadı güzeldi ama acı geldi biraz diyor, alkollüydü diyorum. Kızarak beni şakadan yumrukluyor. Tekrar öpüyorum. Elim eteğin üzerinden bacağını okşuyor. Kulağına doğru eğiliyorum, benimsin diyorum, boynunu öperken elim belini okşuyor. Yapma utanıyorum diyor.

Gel o zaman diyerek elinden tutuyorum. Asansöre girer girmez duvara yapıştırıyorum. Göğüsleri ezilirken aramızda elim kalçalarında. Asansörden de o şekilde çıkıyoruz. Tuttuğum odaya da o şekilde giriyoruz. Bunu yapmamalıyız diyor içeri girdiğimizde. Seni seyrederek uyuyacağım diyorum. Güzel gözlerinle bana bakarken her şeyi unutacağım. Hala ayaktayız ayağındaki topuklular ile boylarımız yakın. Odanın perdelerini açıp ışığı kapatıyorum şehir manzarasına bakan ikili koltuğa yanıma çekiyorum. Ne naz yaptı amına koyayım. Sanki liseli bakire. Dudaklarını emerken artık dillerimiz de buluşuyor. Bluzunu yanından sıyırarak bir elim ile çıplak bedenine değiyorum. Hızlanıyor öpüşmemiz. Diğer elim ile sıyrılmış eteğinden bacaklarını okşuyorum.

Hala çok tepkisiz sadece bir kolu omzumda. Öpmeyi okşamayı bırakıyorum. Ne oldu diyor. Dudaklarına parmaklarımı koyup sus diyorum. Ellerinden tutup kaldırıyorum. Camın önüne getirip arkadan sarılıyorum. İlk defa taşlaşmış sikimi hissediyor vücudu. Boynunu öpüyorum, iki elimle ile göbeğini okşuyorum bluzun içinden. Öyle durarak güzelliğinden bahsediyorum. Sikim kalçalarını delecek. Sonra ellerim birer göğüs ile buluşuyor, sütyenin üzerinden. Ahh ne kadar büyükler bir elim saramıyor. Boynu kıvranıyor ama hala bana dönmüyor, madem utanıyor onun kuralları ile oynayalım. Kalçasına batan sikimi çekmeden bluzun ensesindeki düğmeleri çözüyorum. İki yandan çekip kafasından çıkarıyorum. Kendi penyemi de atıyorum üstümden, keten pantolonumun düğmesi kemerini açınca dizlerime iniyor. Çıplak sırtına göğsümü dayayarak boynunu öpmeye devam ediyorum. Yandan fermuarını açınca iki elim ile çektiğim etek de yere düşüyor. Gecenin karanlığında parlayan beyaz götüne yapışık sikim. Aramızda iki ince çamaşır. Sırtını öperken sütyeni de açıyorum göğüslerine takılıyor düşmüyor bir süre. Ellerimi çıplak göğüslerine değdiğimde ilk defa derin nefesini duyuyorum. Burada mı olmasını istiyorsun diyorum. Konuşma lütfen diyor. Belli ki bir hayalde bozulmasın istiyor.

Boynundan aşağı inerken ellerim, göğüs uçlarına takılıyor parmaklarım ama beklediğim yerden daha da aşağıda göğüs uçları. Sikeceğim bu işi. Kendime çeviriyor ve dudaklarına saldırıyorum. Elleri belime dolanıyor. Göğüs uçları sert ve büyük, göğsüme batıyor. Öpe öpe yatağa bir iki geri atmasını sağlıyorum. İki elim de kalçalarında bu arada. Dudaklarından ayrılıp göğüslerine doğru iniyorum. Offff tanrım o yüzden bu kadar büyük görünüyormuş resimlerde. Göğüsleri sert dolgun ve aşağıya doğru inen uzun iki kavun gibi, uçları beyaz tenine tezat kahverengi iki dut. Yaşlanınca göbeğine kadar iner bu göğüsler ama şimdi ben dilledikçe şişen uçları ile sert ve parmaklarımın izi çıkıyor üzerlerinde. Yatağa doğru itekliyorum. Gözleri hala kapalı. Ben böyle mükemmel bir vücudu hak edecek ne yapmış olabilirim. Hafif bir ayva göbeği, mükemmel bir çift dev göğüs, güzel bir kavis ile genişleyen kalçalar. Üzerine abanmadan dudaklarını emiyorum tekrar. Çamaşırını çıkartırken bile gözleri kapalı hala. Üzerine abanmasam bile göğüsleri göğsümü okşuyor. Aklımdaki tek dert taşlaşmış sikimin içine girer girmez patlaması. Sikimi vücuduna değdirmeden göğüs uçlarına iniyorum. Sanki ses çıkarmamak için özel çaba harcıyor. Hafif kısık yoğun nefes alışları sadece. Göğüsleri yalamakla emmekle bitecek gibi değil. Gelen şehir ışıkları parlatıyor tükürüklerimle ıslattığım göğüs uçlarını. Uçları iki parmağım ile sıkıştırdığımda taşacak kadar büyümüş halde. Kendimi zor koparıyorum, yağ gibi kayan tatlı cildinden, göğüslerini yalarken kendimden geçmişim. Sadece bir gün ayırabilirim bu göğüslere.

Doğrulup bacaklarını aralıyorum. Ben yatak başında ayakta o ise gözleri kapalı beklemekte. Deve memeleri hızlı nefes alışverişi ile inip kalkmakta. Sikim şu an bile patlayabilir, biraz kökünü sıkıyorum. Amcığı dolgun dudaklı kalın bir çizgi. Ayşe’ninki gibi değil. Kapalı bir kutu gibi beni bekliyor. Bekletmeden sikimi amının şişkin dudakları üzerine getiriyorum. Bacaklarını biraz daha aralıyor. Elim ile amının üzerinde geziyorum. Yumuşacık içi kan dolmuş. Nasıl da yiyeceğim bu güzelliği ama şimdi onun kuralları ile sakin sakin normal bir sikiş önce. Nemli dış dudaklarının arasına kolayca batıyor sikim. Sadece ıngh diye hafif bir tepki veriyor. Dudaklarına doğru eğiliyorum. Bana bak diyorum. Gözleri, o kocaman renkli gözleri açılıyor, yavaşça kayıyorum içine. Alt dudağını kapıp tamamen yerleşene kadar durmuyorum. Çok ıslanmış ama kuru sikim yara yara giriyor içine. Bu sefer daha sesli bir ınggghh sesi çıkıyor. Gözleri daha da büyüdü sanki. Doğrulup çok yavaş pompalamaya başlıyorum. Yavaş yavaş yapmak istiyorum ama amına her girdiğimde göğüsleri aşağıdan yukarıya titriyor. Gözlerini sıkı sıkı kapıyor, özellikler inlememeye çalışıyor sanki. Bu da beni daha da hırslandırıyor. Omuzlarından bastırarak sert sert dibine vura vura sikiyorum. Kasıklarımız yapıştığında ıslaklığını hissediyor sikimin kökü. Kısa inlemeleri ve amından gelen sesler var ortamda sadece.

Kalın bacaklarını havaya dikip omzuma alıyorum. Yataktan da güç alarak hızlanıyorum. Immmm ımmmm diye sesler çıkarıyor altımda. Dayanamaz durumdayım, ondan önce boşalmak istemiyorum ama alev alev amına karşı koyacak halde değilim. Terlemiş gövdemden kayıyor bacakları. Sanki acı çeker gibi başını iki yana sallıyor, saçları yüzüne yapışıyor terden. İlk defa elleri ile kalçalarıma değiyor. Yapışıp bekliyorum, kısa tırnakları etime batıyor, boynunu geri atarak sessiz sessiz soluyarak boşalıyor. İçine geleyim mi diye nazikçe soruyorum, hiç konuşmadan hala sıkı sıkı kapalı duran dudakları ile hı hı sesi çıkartıyor. Zaten hayır dese bile çok geç, belki ergenlik günlerimdeki gibi derinlerden gelen bir tazyik ile döllerim boşalıyor, üzerine yığılıyorum, bitti derken tekrar kıpırdıyor içinde sikim. Sanki aylardır biriktirmişim gibi sürüyor boşalmam. Bana bak lütfen deyince açılan gözlerini, burnunu, dudaklarını öpüyorum. Gülümsüyor, içinde tekrar oynuyor sikim, ayy yapıp gülüyor. İçinden çıkıp yatıyorum göğsüme yaslıyorum kafasını.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir