GEÇMİŞİN VE GELECEĞİN ARZULARI

GEÇMİŞİN VE GELECEĞİN ARZULARI
Hikayemize kaldığı yerden devam ediyoruz. Hülya her zaman hayal ettiğim beyaz gelinliğiyle 33 yaşlarında Macit adında dul bir adamla evlendirilmişti. Aynı mahallede oturduğumuz için çeyiz, nişan ve düğününden haberdar oldum. Bir yaz günü, kızın evinin önünde kına, adamın evinin önünde ise düğün yapılmıştı. Kendime ne kadar mani olmak istediysem de uzaktan onu görmek için olduğu mekana yaklaşmaktan kendimi alı koyamadım. 1,70 boylarında tesettürlü bir gelinlik giymiş ve cennetten kaçmış bir huri gibi duruyordu. Ama işin ilginç yanı keyfi yerindeydi. Yüzü gülüyor, şen şakrak kahkahalar atıyor ve kocası olacak zibidiyle ortada güle oynaya eğleniyordu. O zaman bu kızın aslında bu evlilikte rızası olduğunu anladım. Her şey yer değiştirmişti hayatımda. O kadar zaman gözlerimin içine bakıp gülen bir kız 6 ay gibi bir süre zarfında öteden beri tanıdığı ve bana manevi abim diye tanıttığı bir adamla evlenmişti. Dedim ya her şey değişmişti hayatımda. Artık kızlara çok farklı bakar olmuştum. En ummadığım kız bile içinde, her gönüle ve her kucağa giren fahişelik duygusunu taşıyormuş bunu anlamıştım. Demek ki benim için o kadar anlam taşıyan o duygu dolu, zevk dolu dakikalar onun için sadece zevk dolu dakikalarmış. O an bulunduğum ortamdan hızla uzaklaşmış evime doğru yol almıştım. Yolda giderken – o beni unuttuysa ben de onu unutacağım diyordum. Ama tutucu bir ailenin namus ve iffet kavramlarına önem veren bir bireyi olduğum için ancak evlenebilirim diye düşünüyordum. Yani her gün başka bir bedende kaybettiklerimi arama olgusu bana ters geliyordu. Bunları düşünürken eve varmıştım. Evden içeri adımımı aklımda bir sürü soru işareti eşliğinde atmışken babam seslendi. Her zamanki gibi – bir kız bulduk gel gidip bakalım dedi. Ben de o an hiç düşünmeden – üstünüzü giyin hemen gidelim dedim. Hazırlık yapmak, üstümüzü başımızı toparlamak, haber vermek, hiçbirisiyle uğraşacak durumda değildim. Kabul ediyorsanız hemen gidelim yoksa bir daha kız bakmam deyince hemen kalktılar. Kızın ailesine telefon açıp durumu izah ettiler, sağ olsun onlar da anlayışla karşıladı. Tabi benim aklımda hala Hülya vardı. Bu akşam benim değil 33 yaşında bir adamın altına yatacak ve hep hayal ettiğim amını siktirecekti. Bakmaya gittiğim kızı gördüm 1,75 boylarında hafif balık etli, kumral, yeşil gözlü güzel bir kızdı. Herşeye rağmen kıza baktım. Önümüzde oturan babasına kahvesini vermek için eğildiğinde güzel götü bütün güzelliğiyle gözlerimin önündeydi. Sonradan öğrendiğim kadarıyla 85-65-90 ölçülerindeydi bu kız. Kız, varoş semt kızıydı. Başında beyaz üstüne mavi desenli türbanı, üstünde özellikle göğüs hatlarını belirgin bir şekilde gösteren sade yeşil renk bluzu, altındaysa özel günlerde giyme niyetiyle aldığı, uzun ve bol olmasına rağmen 90 lık götünü gizleyemeyen beyaz eteği vardı. Kız güzeldi ama evlilik sadece güzellik için alınacak bir sorumluluk değildi. Kahvelerimizi içip eve doğru yol aldık. Ailem konuşmuyor cevabımı bekliyordu. Yolda giderken hala Hülyayı düşünüyordum. – ne yaptı acaba? Düğün bitmeye yaklaşmıştı. Birazdan evine gidecek ve yeni kocasıyla seks yapacaktı. Bunları düşünürken birden annem seslendi. Kızı beğenip beğenmediğimi sordu. Ben de tamam olsun bitsin bu iş deyip konuyu kapatmak istedim. Akşam odama çekilip yatağıma yattım. Aklımda hem Hülya vardı hem de yeni baktığım kız yani Merve vardı. Hülyanın bu akşam nasıl sikişeceği, benim de Merveyi nasıl sikeceğim gözümün önüne geliyordu. Dakikalar ardı ardına akıp giderken gecenin en sessiz zamanında bedenimin ve zihnimin yorgunluğuna yenik düşüp uyuyakaldım. Rüyamda Hülya eşiyle sikişiyor bense onların yatak odasında bir koltukta oturmuş şaşkın şaşkın onları izliyordum. Hülya pozisyondan pozisyona giriyor, sürekli sik beni Burak, sik beni kocacığım diyordu. Kendi kocasıyla sikişirken benim adımı anıyor bana da sevişme duygularını yaşatıyordu. En başından anlatacak olursak, ben odada otururken kocasının sikini pantolonun fermuarından çıkartmış kaldırmış bir şekilde, sağ eliyle iyice kavrayıp tutuyordu ve boynuna tasma geçirmiş bir it gibi peşinden getiriyordu. Kocasını yatağa oturtup önünde diz çöktü. Üstünde tesettürlü gelinliği altında sexy iç çamaşırlarıyla dururken adamın sikini kökünden kavrayıp başından emmeye başladı. Ben onların sağ çaprazında oturuyor her ikisini ve yaptıklarını net olarak görebiliyordum. Hülya gelinliği kabarık gelinliklerden değildi. Daha çok bir balo kıyafetini andırıyordu. Kocasını yatağa oturtup oral seks yaparken gelinliğin alt kısmını beline kadar toplamış sexy bacaklarını sergiliyordu. Fakat kocasının 16 cm sikini yalarken sürekli benim gözlerimin içine bakıyor Burağım, erkeğim, sik beni diyordu. Kocasının sikini 2-3 dakika yaladıktan sonra kocasını soymaya başladı. Ne hikmetse adam karıyı değil karı adamı soyuyordu. İçinde orospuluk oldu mu herşey mümkün oluyordu 🙂 Adamı da kendisini de anadan doğma çıplak bir hale getirdikten sonra, Hülya adamın her yerini yalıyordu. Yalamaya boynundan başlamış, adamın göğüslerine inmiş onları hafif ısırıklar eşliğinde emerken göbeğinden devam ediyor, oradan penisine geçip diliyle yalayıp taşşaklarını emmeyle devam ettirdiği yalama evresini adamın göt deliğini emme de noktalamıştı. Sırt üstü yatırdığı kocasının üstüne çıkıp, eliyle kalkmış sikini kavradı. Amının dudaklarında biraz gezdirdikten sonra üstüne oturdu. 16 cm sik yavaş yavaş amında kaybolurken ben nefessiz izliyordum olanları. Ayaklarını iki yana koyup, ellerini adamın göğsüne dayadı. Sonra eliyle destek alıp adamı üstünde zıplamaya başladı. Bütün bunlar olurken adam, sikini ve tazecik orospu karısının amını izliyordu. Sonra birden neden kan gelmiyor dedi. Hülya – unuttun mu Burağım ? amımı sen patlatmıştın ya dedi ve sikişmeye devam etti. Adamın üstünde zıplarken aniden indi ve kocasının yanında domaldı. Kocası arkasına geçip pozisyonunu aldı. Hülyanın başını yere doğru eğip götünün bütün güzelliğiyle havaya doğru kalkmasını sağladı. Tam götünü sikecek diye bakarken arkadan amına girdi ve zevkten kayganlaşmış amının içinde hızla gidip gelmeye başladı. Hülyanın başı yatakla bütünleşmişti. Hülya başını sol kulağının tarafına koymuş sağında duran bana bakıyor ve inliyordu. Durmadan Burağım , erkeğim diyordu. Kocası amından sikerken eliyle dolgun kalçalarını okşuyor arada bir de tokatlıyordu. Her tokatladığında dolgun götü dalgalanıyor, çıkardığı ses odada yankılanıyordu. Kocası birden gözlerini tavana dikip ağzı açık bir şekilde zevk homurtuları çıkararak boşalmaya başladı. Hülya da çığlık çığlığa aşkım Buraaaaaak diye bağırıp boşaldı. Birden uyandım. Uyandığımda boşaldığımı anladım. Sabah 5:30 civarıydı. Yavaşça yataktan kalkıp banyoya yöneldim. Gördüğüm rüyanın etkisindeydim hala. Üstümü çıkartıp küvete girdim. Suyu açıp ısınmasını bekledim. Isındığını anlayınca suyun altına oturdum. Sıcak suyun aktığı şofbenin altında küvette bağdaş kurarak oturdum. Gördüğüm rüyayı düşünüyordum. En çok Hülyanın – unuttun mu Burağım ? amımı sen patlatmıştın ya – deyişi geliyordu aklıma. Kafama çok takıldı çünkü biz Hülyayla hep sürtünerek sevişiyorduk. Bir keresinde iç çamaşırında kan gördüğünü söylemişti fakat ikimiz de pek dikkate almayıp konuyu kapatmıştık. Şimdi acaba o zaman kızlığına zarar gelmiş miydi? diye düşünüyordum. Beni bir kalemde silip başkasının olmuş bir kızın gerdek gecesi bekaret sorunu yaşamasına sebep olduğumu düşünüp üzülmeye başladım bir an. Sonra gözlerimi karşımda duran duvarın, karosundaki desenlere dikip dalmaya başladım. Birden gözlerimin yaşardığını hissettim. Ağlıyordum, çocukluğumdan beri beklediğim, hayal ettiğim her şeyi kaybedişime ağlıyordum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir